30 Eylül 2019

Borderlands 3


Looter Shooter'ların atası sayabileceğimiz Borderlands tüm deliliğiyle geri döndü.

İlk olarak şunu söylemeliyim; Seriyi daha önce oynamamışlar için oyunun grafik stili biraz değişik gelebilir. Çünkü bu oyun çizgi film... Yok çizgi film olmadı. Çizgi roman? Evet tam olarak bu. Çizgi roman tadında grafiklere sahip. Hatta izlemiş olanlar için Sin City filmini örnek olarak gösterebiliriz. Burun kıvıran olanlar vardır diye söylüyorum; Oyunun bu seçimi anlatmak istediği dünyayı, karakterleri ve hikayeleri biz oyunculara çok daha iyi aktarmak için yaptığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

Borderlands temelde FPS-RPG türünde bir oyun. Yani bol bol düşman öldürüyoruz, bol bol sandık açıyoruz ve bol bol silah topluyoruz. Tabii ki tüm bunlar olurken kazandığımız XP ile level atlayıp yeteneklerimizi geliştiriyoruz. Yani Destiny, Division, Anthem(Hayatımda oyunlardan yediğim ilk ve tek kazık olabilir) benzeri bir oyunla karşı karşıyayız. Fakat bu türün atası olduğunu yeniden vurgulamak isterim. Yazının bu noktasında Anthem adını duyunca kopanlar olacaktır ama olmasın. Çünkü bu türün muhtemelen şimdiye kadar yapılmış en iyi, en güzel örneğiyle karşı karşıyayız. Ve saydığım tüm bu oyunlar online oyun zorunluluğu koyarken Borderlands, old school takılan biz 30'luk evlatlarını hiç üzmeyip split-screen dahil tüm offline özellikleriyle geliyor. Tabii ki öte diyarlardan bir arkadaşınızla internet üzerinden beraber grind keyfini de sonuna kadar çıkarabileceksiniz.

Şimdi gelelim oyuna;

Borderlands oldukça ilgi çekici bir evrene sahip. Misal ilk oyundaki karakterler farklı bir oyunda düşmanınız olabilirken, düşman bildiğiniz karakterler gelip baba naber diye size görev verebiliyor. Bu yüzden eğer diğer oyunları ve hatta Telltale isimli güzeller güzeli firmamızın yaptığı Tales from Borderlands oyununu da oynayıp Borderlands 3'e gelirseniz maksimum keyife ulaşırsınız. "Ben o oyunları oynamasam olmuyor mu N.E.M abi :(" dediğinizi duyar gibiyim. Endişe etme sevgili okur. Borderlands 3'ü hayatında Borderlands ismini duymasan bile oldukça keyifle oynayabilirsin. Borderlands 3'teki esas düşmanlarımızı da hazır karakterlerden bahsederken tanıtayım; Troy ve Tyreen Calypso biraderler. Oyunu oynarken direkt anlayacaksınız ama ben ufak bir bilgi verip burada şovumu yapayım istiyorum; Oyunun yapımcıları hem oyuncular tarafından sevilecek, hem de aynı zamanda sinir bozucu bir karakter yaratmak için araştırmalar yaparken akıllarına Youtuber'lar gelmiş ve ortaya bu muhteşem ikili çıkmış. Şaka değil bazen sizi sinir krizine sokarken, bazen karnınız ağrıyana kadar güleceksiniz bu ikiliye ve diyaloglarına. Ayrıca Borderlands 3 içerisinde bol bol da göndermeler bulunan bir oyun. Örneğin Las Vegas'ta yıllardır sihirbazlık gösterileri yapan Penn and Teller, Rick and Morty ve hatta Khaleesi de oyunun içerisinde boss ve mini boss olarak yerlerini alıyor. He tabii ki direkt isimleri kullanılmamış ama anlarsınız yani gördüğünüzde. Çok daha fazlası da bulunuyor bu arada. Arayıp bulabilirsiniz. He ben ne arayacağım kardeşim derseniz Youtube baya yardımcı olacaktır bu konuda sizlere.



Yazının tam bu kısmında oyunun mizahi yönünden bahsetmek istiyorum. Oyunun gerçekten çok az yerde görebileceğiniz, hatta belki Borderlands oyunları harici pek bulamayacağınız bir mizahi anlatımı var. Örneğin bir görevde bilgi yarışması tadında saçmasapan sorulara cevap verirken başka bir görevde altı üstü bir kahve termosu için hayvani bir savaşa gireceksiniz. Bu arada Coffee Commander cidden harika bir bölüm. Yan görevlerden bir tanesiydi evet. Ama görevin adı Coffee Commander değildi ya. Karşılaştığımız düşmanın adı Coffee Commander denen ruh hastasıydı. Neyse yan görevleri es geçmeyin. Witcher'dan sonra bunaltmayan yan görevleri olan açık dünya oyunu eksikliğini tek başına kapatmış Borderlands 3.

Oyuna FL4K(The Beastmaster), Amara(The Siren), Moze(The Gunner) ve Zane(The Operative) karakterlerinden birini seçerek başlıyorsunuz. Parantez içinde yazdıklarım oyunda bulunan sınıflar. Sınıflar kullanacağınız skill'leri değiştiriyor. Her sınıfın kendine has bir oyun anlayışı oluyor. Ben kendi adıma Amara ile oyuna başladım. Açıkçası önceki oyunlarda The Siren ile baya skill üstüne skill atıp şov yapıyordum fakat yıllar beni Heavy Metal tadına sokmuş. Megadeth albümleri gibi Melee saldırı üstüne, havalarda uçarak shotgun ile düşmanların popolarını pembeleşinceye kadar tokatlıyorum. Oyunun artık son saatlerinde olsam bile YANLIŞ karakter seçtiğimi itiraf edebilirim. Eğer benim gibi abi ben mermiye kafa, bıçağa yumruk atacağım diyorsanız The Beastmaster veya The Gunner gayet uygun seçimler olabilir sizin için. Şunu da söyleyeyim oyunda bol bol yakın dövüşe gireceksiniz. Bol bol koşacak, kayacaksınız. Oyun ciddi manada çok hareketli ve eğlenceli bir oynanışa sahip. Siren olağanüstü güçlü bir karakter olsa da bahsettiğim diğer karakterlerin aktif ve pasif yetenekleriyle çok iyi karakterler yaratabilirsiniz. He ben edebimle skill'imi atar uzaktan çalışırım diyorsanız Siren'ın çok çok güçlü olduğunu yeniden yazayım.



Şimdi karakterinizi seçtiniz ve oyuna başladınız. Öncelikle Pandora'ya hoşgeldiniz. Burası yiğidin harman olamadan katledildiği, maskeli Psycho'ların ellerinde dinamitle üstünüze koşup kendilerini patlattıkları oldukça enteresan bir memleket. Bu yüzden oyuna başlayınca etrafınızda ne kadar kutu, ne kadar kasa, sandık, çöp kutusu veya posta kutusu varsa açıp ganimeti toplayın. Özellikle oyunun ilk başlarında Shotgun müthiş bir yoldaş olarak inventory'nizdeki yerini alsın. Shotgun'lar özellikle ilk seviyedeki düşmanlar için muhteşem bir antivirüs. Nerde kafa göz varsa yerini değiştirebilirsiniz. Hazır silahlardan söz açılmışken oyundaki silah firmalarının kendilerine has silahlar ürettiğini de söyleyeyim. Örneğin Atlas firması smart bullet teknolojisi ile düşmanlarınızı takip eden mermiler atan silahlar yaparken, Hyperion firması nişan aldığınızda sizi belli bir süre saldırıdan koruyan bir kalkan açan silahlar üretiyor. Bu da oyunu oynama şeklinizi tamamen değiştirecek farklılıklar ortaya çıkarıyor.

Oyunda silahlar kadar önemli bir diğer konu ise yetenekleriniz. Yetenekleriniz aktif ve pasif olmak üzere ikiye ayrılıyor. Aktif yetenekleriniz L1(Fena konsol oyuncusuyumdur...) ile düşmanlarınıza zarar veren aksiyonlar yaparken, pasif yetenekleriniz bir düşmanı öldürdüğünüzde veya yara aldığınızda ortaya çıkan buff'larınız. Örneğin bir pasif yeteneğinizde düşmanı öldürdüğünüzde silahınızın şarjörünüzü daha hızlı değiştirebilirken, diğer bir pasif yeteneğinizle zarar gördüğünüzde daha hızlı koşmaya başlayabilirsiniz. Tabii ki internet denen şu deryada insanların şablonlaştırdığı, mükemmel şekilde anlattığı yetenek build'leri bulabilirsiniz. Fakat benim size tavsiyem level 50 olana kadar oynadığınız oyunu iyi gözlemleyin. Silahlarınızı, kalkanlarınızı, mode'larınızı ve artifact'larınızı buna göre seçin. Çok mu yakın temasta bulunuyorsunuz, yoksa daha çok uzak kalmayı mı tercih ediyorsunuz. Çok fazla aktif yeteneğinizi kullanıyor musunuz vb. gözlemleriniz sonucu kendinize uygun yetenek build'inizi yapıp oyundan çok çok daha fazla keyif alabilirsiniz.



Borderlands 3'ü diğer türdaşı oyunlardan daha öne atan bir diğer konu da endgame içerikleri. Marvel olan değil tabii. Öncelikle endgame tabirini bilmeyen okuyucular için kabaca tarif edeyim; Endgame özellikle Looter Shooter ve Diablo türü RPG oyunlarında maksimum level ve görev bitince yapımcıların oyuna eklediği diğer oyun modlarına deniyor. Örneğin Diablo 3'te bulunan Adventure Mode kısmı benim şu oyun hayatımda gördüğüm en başarılı endgame içeriklerinden biridir. Yaklaşık 5-6 senedir hala oynuyoruz. Düşünün yani. Gerçi her ne kadar yavaştan baygınlık gelse de çok büyük bir zaman diliminden bahsediyoruz. İşte Borderlands 3 bu endgame içerikleriyle Diablo 3'ten sonra muhtemelen en iyisi. Bu yüzden Borderlands 3'ü hikayesi bitince kenara koyup unutulacak oyunlardan biri olarak görmeyin. Bol bol oynayacaksınız. Hele ki 1-2 arkadaşla baya baya keyif alacaksınız.

Evet efendim. Şimdi puanlamaya geçiyoruz. Bu blog'da incelenen tüm oyunların 100 üzerinden puanlanacağını söyleyeyim. Borderlands 3 artı ve eksileriyle benim için 90 puan alan bir oyun. Oyundaki mini buglar(Maalesef her açık dünya oyununun laneti) ve bazı ufak performans düşüşleri 10 puanı kırmama sebep olsa da(Ulan çok acayip nefret ettim kendimden böyle deyince) eğer çok büyük bir sürpriz olmazsa bana göre yılın en iyi oyunu ve yılın en iyi RPG'si ödüllerini kolaylıkla toplayacaktır. Sürpriz dediğim ise Kasım ayında çıkacak olan Death Stranding. Tabii ki Hideo Kojima abi varken Death Stranding'in çok iyi olması sürpriz olmaz fakat senelerdir çıkan, belli bir hayran kitlesi olan ve Take Two Interactive'in ilk haftasında 5 milyon kopya satarak rekor kıran(GTA ve Red Dead Redemption da bu firmanın hatırlatayım istedim.) bu oyunundan iyi olması sürpriz olur.



Eğer looter shooter tarzı oyunları seviyor, bol bol gezip, bol bol düşman kesmekten keyif alıyor ve loot kovalarım baba ben hiç çekinmem diyorsanız Borderlands 3 mutlaka ve mutlaka şans vermeniz gereken bir oyun.

Soru ve görüşleriniz için yorum yazabilir veya notenoughmanailetisim@gmail.com adresine mail gönderebilirsiniz. Elimden geldiğince sizlere geri dönüş yapacağım efendim.

Saygılar, sevgiler...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder